asaf's profileGiden oldun; gelgiğin gü...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Mutluluk üzerine bir geyik...Mutluluğu bir hayal haline getiren şey aslında sahip olmadıklarımız değil; hiçbir zaman sahip olamayacağımızı bildiğimiz halde peşinden koştuklarımızdır. Sahip olduğumuz onca şeye rağmen bizden çok daha azına sahip olanların yüzlerindeki gülümsemeye imrenmemizin nedeni bir türlü yetinmeyi bilen "yüce ruh"ların arasına katılmayı öğrenememiş olmamızdandır. Onca sevenimiz varken bizim istediğimizin bize istediğimiz şekilde davranmaması mutsuzluğumuzun kaynağı olabilmektedir. Bizler sadece sevilmek istemiyoruz. Her hangi biri tarafından sevilmek mutluluğumuz için yeterli olmuyor. Bizi mutlu eden şey; bizi, bizim istediğimizin sevmesidir. Hayatta; bizim hayat serüvenimizi anlayacak ve bize ona göre davranacak, ona göre yaklaşacak yol arkadaşları arıyoruz. Bulamayınca da mutsuz bir yaşamın kapısının tokmağına dokunmuş oluyoruz. Hayatın hiçbir anında bizi bir kaç saniye olsun hatırlamayacak insanlar için yaşamımızı zehir ediyoruz. Onlarca kişi bizi alkışlarken, alkış beklediğimiz insan(lar)ın bizi alkışlamıyor olması sevincimizi gölgelemeye yetebiliyor. Başarıyı üzerimizde duran giysilerde, oturduğumuz koltuklarda, konuştuğumuz konularda ya da yüzümüzdeki zoraki gülümsemede bulanlar; en büyük yenilgiyi içimizde yaşadığımızı bilselerdi dünyanın en acınası varlıkları olarak görürlerdi bizleri. Sürekli daha fazla "başarı" peşinde koşarken ardı sıra bıraktığımız insanların vardığımız noktada artık bizim yanımızda/arkamızda olmadıklarını görmek "yaşam sınavı"ndan kaldığımızın en büyük göstergesi değil midir? Daha çok okudukça, daha çok bilgilendikçe, daha çok düşündükçe daha "saygın" olacağını düşünen insanların; en sonunda yalnız kalmaları yalnızlığın "yücelere" mahsus olduğunun mu yoksa bütün "okumaları"na rağmen "hayat sınavı"ndan kalmışlığın göstergesi olarak mı alınmalı? Zirvede çok kişiye yer olmadığı için "yalnızlığı tercih ettiğini" söylerken "yalnızlığın ıstırabını" örtmeye çalışan insanın mutlu olması söz konusu olabilir mi? -------- Velhasıl insan kendine dert icat etmek için kaşınan….(diyecem ama işte çocuk okuyuculara kötü örnek olur.) Hamiş:Düşünceler orjinal deildir.Google'dan siz de aşırabilirsiniz.(Ama bakın referans yaptım ben) Konuşulan konu İşte Gerçek Soykırım
Alıntı İşte Gerçek Soykırım Aşka dairAşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehr-i dermanımdan
Fuzuli
Sevgili!..
Aşkın şiirini yazmak isterdin sana; sana aşkı siirle yazmak isterdim...
Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim.
Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak ister Uhud'da dişini avucuma almak isterdim.
İskender Pala SendenDerlerdi aşktır gülü açtıran
Ancak yanınca dökülür nameler
Sormaz senmiydin, gelen bilmez
Yaşayayan bilir, geçer gider
Nice fidanlar yeşerdi geride senin yerinde
Sadece sen sadece sen
Araya araya bulsam izni
İzinin tozunu sürsem yüzümü
Sen ve ben, ve biz, hepimiz
Bugün hangi gün, yıllardan kaçtayız?
Hastayım, yanlızım, seni yanımda
Sanıp da bahtiyar ölmek isterim
Asar Lizcik'eSana birgün bir anne gibi hocalık yapan,
Masanın üstüne şu örtüyü tertemiz örtüren,
Kumları bile ayaklarının dibine serptiren, Bir bolluk, huzur ve düzen kaynagı olan ruhunun, Etrafımda fısıldadığını hisseder gibiyim. Goethe |
|
|